13 Kasım 2008 Perşembe

okulumu özledim

OKULUMU ÖZLEDİM

hani o okul?
nerede?
kavgaları nerede?
gülüşmeleri nerede?



hani o okul?
ne yapıyor?
öğrenciler ne yapıyor?
eğitimcileri ne yapıyor?



hani o okul?
açık mı?
atelyeler açık mı?
bilgisayarlar çalışıyor mu?



hani o okul?
cem hoca orda mı?
hocam birşey lazım mı?
hocam geliyorlar mı?



hani o okul?
tipografi de mi?
levent hoca yazıyor mu?
hala çayını içiyor mu?



hani o okul?
temel sanatta mı?
tamer hoca çiziyor mu?
kitabını yazıyor mu?



hani o okul?
freehand'e mi başladı?
nilgin hoca sırayla dolaşıyor mu?
nereden başlıyor? sağdan mı? soldan mı? ortadan mı?



hani o okul?
kantinde mi?
bahçede mi?
yoksa tv de mi?



hani o okul?
bilgisayar bozukmuş da
yok cd açılmıyormuş da
yok bu illistrator çalışmıyormuş da



hani o okul?
çayı var mı çayı?
derdi var mı derdi?
alaaddini orda mı hala?



hani o okul?
benim tekerlekli sandalyem nerede?
benim deyneklerim nerede?
okulun sesi nerede?



hani o okul?
izi kalmadı beynimde.
sesi kalmadı hisimde.
kalbi hala içimde.



hani o okul?
basılıyor mu gazetesi?
bulmacası yapılıyor mu?
nur hoca koşuyor mu?



hani o okul?
kütüphanesi açık mı?
kitapları toplanıyor mu?
behram hoca anlatıyor mu hikaye?



hani o okul?
fırında mı cüneyt hoca?
çiğdem hoca yanında mı?
benim değişimle ocakta mı?
hala gülüyor mu?



hani o okul??????


EEYO
2008 YILI MEZUNLARIN HATRINA:
ŞEYDA - MERVE - ELİF - GÜLSEMİN - BARIŞ - SULTANLAR - AYTEK -MÜGE'YE
SEVGİLERLE.

11 Ekim 2008 Cumartesi

15 gün mekke medine

ilk medine-i münevveri
her taraf müslüman
sadece ibadet

herkes yardımlaşıyor
zemzem ve hurma dağıtarak.

herkes sofrayı kuruyor
........................iftarı vakti
..................zemzem ve hurma ile

sonra kabe
her taraf müslüman
sadece ibadet

herkes yardımlaşıyor
zemzem ve hurma dağıtarak

herkes sofrayı kuruyor
........................iftarı vakti
..................zemzem ve hurma ile

sonra öyle bir yarış başlıyor ki
herkes benden daha çok inaniyor
daha çok seviyor.

bakıyorum öyle - işsizlik

bakıyorum öylesine;
bir sağa bir sola
hiç bir şey görmüyorum.
ne insanlık,
ne dostluk,
ne de arkadaşlık...

bakıyorum öylesine;
bir sağa bir sola
hiç bir şey görmüyorum.
ne iş,
ne çalışan,
ne de para kazanan...

bakıyorum öylesine;
bir sağa bir sola
hiç bir şey görmüyorum.
ne beni gören,
ne önündekinigören,
ne de yanındakini...

bakıyorum öylesine;
bir sağa bir sola
hiç bir şey görmüyorum.
ne ilgilenen,
ne ilgi gösteren,
ne de düşünen...

bakıyorum öylesine;
bir sağa bir sola
hiç bir şey görmüyorum.
işsizim,
yalnızım,
tembelim...

13 Eylül 2008 Cumartesi

yaşamak

yaşamak

ne olursa yaşamak,

yaşadıkça kaynaşmak,

ve insanların yabanileşmesini görmek,

ve sonra bizlerin yumuşamasını,

kaçmak veya kaçmamak

en sonunda

görmek

ve...

yaşamak.




........................................................................................................


yaşadıkça sevmek

ne zor, ne kolay olanı sevmek

sevmek sadece gerçekleri sevmek


yaşamın zorluğu

sabretmek


sabreddikçe yaşamaka

yaşadıkça sabretmek


kim bana
"nerede yaşayıcaksın"
dese

sevdiklerimin yanında diyeceğim.

ama
o sevdiklerim kim?


bilmiyorum

yol uzun

ama zaman kısayken

ben yaşayacağımı bile bilmiyorum.


ama yaşamak işte

yaşamak sanatı

yürüyorum


yoldayım işte

zamandan kime ne?

yaşa sadece.

19 Temmuz 2008 Cumartesi

akvaryumum

akvaryumum var benim
içinde balıklar
kavga edip durur

ben ağlar dururum
onlar kavga ettikçe

akvaryumum var benim
içinde balıklarım
kavga ediyor diye
başka akvaryumlar kurdum

başka dert oldu
bakınıp bakınıp durdum

şimdi
akvaryumlarım var benim
hapishane oldu
hastahane oldu
balıklara

sonra eklendi
bir doğumhane
yavru balık sorar
anne balığa
yemekte ne var anne?

anne balık cevap verir
balık var yavrum.

alimertunal
19.07.2008

17 Temmuz 2008 Perşembe

yollar bizi yollar

Başı boş yollar
bizi nereye yollar
göz görmeden
mola vermeden

yollar başı boş yllar
yollar bizi
görmeden göz
vermeden mola

gideriz biz
uzaklara
bu başı boş
yollarda
göz görmeden
mola vermeden

alimertunal
1.07.2008

14 Temmuz 2008 Pazartesi

bedenimden çıkan ilk sesler

yerde kıvranıyorum
daha emekleyeceğim

yerçekimi
beni yere yapıştırmış
her yerimden,
daha oynayamıyorum.

sıkılıyorum,
hareket etmek istiyorum
ilk önce anlatmaya çalışıyorum.

a...
o....

a...oo..
aaaovv

olmadı,
anlatamadım

ve inatla
sağ elimi
atmaya çalışıyorum
yukarıya doğru,
atıyorum, düşüyor.

düşen elime
daha da
yükleniyorum
uçuyor
ve gene düşüyor.

olmadı

sol elime yükleniyorum
atıyorum o da düşüyor.

atıyorum
atıyorum
ve artık sallanıyorum
tak tak
sesler
tak tak tak
oluyor


o an ayaklarımı hissediyorum
ayağım zıplamaya başlıyor.
düşüyor
zıplıyor düşüyor
bum bum
sesler
bum bum bum
oluyor

sağ el ile
sağ ayağı
öyle bir fırlatıyorum ki
takla atıyorum
tak bum
diye bir ses

artık
başlıyorum alışmaya
bir daha takla atıyorum
tak bum gene

düşen ellerle
düşen ayaklarla
takla atmakla
tak
bum
tak
bum

takbumtakbum

alimertunal
15-Temmuz-2008
00-45

(Tugay Başar'la Kaz Dağları'nın arasında KeKeÇa -KEndin KEndini ÇAl- çalışmalarından esinlenerek yola çıkan şiir)
ve devam edecek.

19 Haziran 2008 Perşembe

hayat tiyatrosu

hayat
bir tiyatro sahnesi
gerçekler...
ve sanatüstü yapaylık


dışarıdan göremediğimiz
gerçek yüzleri insanların
perde arkasında
kavgalarla bağırışmaları
provalarda değil
yazılmamış senaryolardan

gözle gördüğümüz
sahte yüzlü insanların
sahne içerisinde
sahte gülüşlerle rolleri
prova dışı
yazılmamış senaryolardan


duyupta görmediklerimiz
yalancı insanların
açık oturumda
yalancı şahitlikleri
prova dışı
yazılmamış senaryolardan


dalgalara vurdu derken
çarpmamış rüzgar
daha..
bulutlar toplanmamış
yıldırımlar yola çıkmamışken
bir hayat
tiyatolaştırılmış insanların
yaşamları
prova dışı
yazılmamış senaryolardan





alimertunal
20.06.2008
eskişehir

14 Haziran 2008 Cumartesi

YANSIMA/YANKIMA görmek duymak koklamak

bağırdık

sesler seslendi bize sonra.



nefes aldık

kokular koklattı kendini bize.



bir taş attık

burdayım dedi gösterdi kendini



alimertunal
15.06.2008
eskişehir

ve konuştuk (görmek duymak koklamak)

ve...

konuştuk



nasıl konuştuk
nasıl...

bir çığlık yükseldi ilk

sonra telaştan soluklarımız duyuldu.

ağız kokumuz geldi
içimizdeki ruhun korkusunu gördük

kalp atışları bir yükseldi
bir azaladı
sallandırdı bizi
deprem gibi...


ama hiç susmadık.

alimertunal
15.06.2008
eskişehir

görmek duymak koklamak

Yansıma/Yankima
gormek duymak koklamak

yola çıktık
bakmak ve görmekten
...
baktık ama görmedik
...
meraktan
bakan bir baktı
gördü görülmeye değer görselleri
...
tepeye tırmandık
işitmek ve duymaktan
...
duyduk ama işitmedik
...
meraktan
dinledi bir işitti
duydu duyulmaya değir sesleri
...
çukura düştük
koklamaktan ve kokuşmaktan
...
kokladık ama algılamadık
...
meraktan
kokladı bir içine çekti
koklarken koklamaya değer kokuları
...
içine çekti yaşamı
...
farkına vardı
...
orada
ne var?
ne yok?
...

15.06.2008
eskişehir

sanat benim yaşam felsefem

kalemi aldım karaladım
bulduğum tüm kağıtlarda
duvarlarda

az duydum ama çok konuştum



yamuk bir çizgi çizdim
okul sıralarında

yamuktu ama sonra düzleşti


gördüklerimi çizdim
küçücük odada

yansıtabildim ayna olmadan


aklımda kurduğum
fikirleri yansıttım tahtalara
yaşadığım alanlarda

canlandırdam hayallerimi


suluboyamı aldım
tüm boyalarımı bitirdim
ama ben yorulmadım
elim yorulmadı da

karakalemle suluboya birleşti

perspektifle fikirler kızıştı

hayallerle boyalar anlaştı

tuvaller canlandı

hayat renklendi


ve yaptıklarımla konuşmaya başladım.

ve onlarda bana cevap verdiler.


teknoloji geliştiı,

ama elimi asla susturamadı.



ben

elim

bilgisayar

birlik olduk.


alimertunal
14.6.2008
eskişehir