10 Ekim 2010 Pazar

palyaço surat olurum

önceden konuşurdum da
arkadan başka şeyler gelirdi.
söylemediğim şeyler...
bu daha mı iyi?

bence konuşmanın sınırı var sadece
konuşmak veya susmak değildir yaşantımız...
paylaşmaktır..

konuştuğunda susmanı isterler
sustuğunda konuşmanı...

ne yaparsan tersini.
insanoğlunun saflığı budur aslında...

duruma göre hareket etmek gerekmektedir...

bir anlam çıkacak olursa:
sadece kendiniz olarak sevilmelisiniz
eğer herkese göre başka biri olacaksak.
bir palyaço surat olurum daha iyi...

a. 2010-ISPARTA

5 Ekim 2010 Salı

güzel günlerden bir gün pazar




















ikibinon yılının
ekim ayında
ilk pazar
anısına...

1.
buluşmak
sonra yürümek
ihtiyaçları almak
ve yola koyulmak

2.
bindik otobüse
koyulduk yola
tırmandık tepeye
vardık zirveye

3.
ortasındayız
yüksek yüksek
dağların

oysa
bir
dağın
tepesindeyiz

bir dağın tepesindeyiz

4.
sakinliğe ihtiyaç varmış
sohbet etmekmiş
kafa dinlendirmekmiş
gözlemlemekmiş
-amaç

5.
dürbün var elimizde
bakıyoruz etrafa
polis olmak istemiştik
küçüklüğümüzden beri
oraya buraya bakarken
izlediğimiz;
koca bir kertenkeleymiş

6.
göl deniz yoktu karşımızda
susuz bir okyanus vardı altımızda
şelale diye geldiğimiz yerde
borudan su akıyordu
az daha tepeye çıktığımızda
- serbest bir su vardı deresiz

7.
Çıkmıştık tepeye
varmıştık ya hani zirveye
daire çizildi üstümüzde
yem oluyorduk şahine

8.
konuşan konuşuyordu
haksız konuşan da yoktu
eski benler uyanmıştı

eski benler uyanmıştı

(8.1)
-İnsan,
kendi yolunu kendi belirler.
doğruyu istiyorsan aklını,
yanlışı istiyorsan vicdanı dinle-
yazmış kitabımın arasına
konuşurken

9.
Psikopat dedi bana
ne-den demişti acaba
"masum suratlı
aptal bakışlı
deli gönüllü demişti"
sanırım.

10.
hava kararmaya başlayınca
güneşin battığını hissetmek
güneş-
-karşı dağın arkasına geçince
karanlığı hissetmek

11.
artık iniyorduk aşağıya
üşümüştük oracıkta
ateş yakacaktık
...

12.
ateşi yakmıştık yolda
kısa bir süre de ısınmıştık
sonra sönmüştü ateş
ama ısınmıştık
tekrar yakmak istesek de
yanmamıştı otlar...

13.
sönen otların
küçük ateşleri
hala yanıyordu
o güzel
parlaklığıyla
oysa terk edecektik
döktüldü
oradaki toprak
biz gidince;
alevlenmesin
ormana doğru diye.

14.
en güzel günlerim
ömür boyu sürecek

15.
ve ömür bittiğinde
devam edin
güzel günlerim
hey

Ali Mert Ünal
Isparta- 05. 10.2010

(8.1)-ATASAGUN, Hakan

3 Ekim 2010 Pazar

HANİ


çizip yazdıklarım
anlatırdı birilerine
düşündüklerimi....

sonra taşardım da
haykıra haykıra
konuşurdum...

gördüklerim
ve onların düşüncelerini
gözlerim işitirdi ya...

sanırım
düşünmeyi ve
hatta görmeyi de
bırakmışım.

ve zaman geçti...

birileri bana anlatmaya başladı...

ve ben dinlemeye başladım.

ne yapıyordum bu zaman içerisinde?

susmaya başladığımdan bu yana
ne yapıyordum?
ve ne yapıyorum?

izlemeli ve konuşmalıydım...
sanırım vakti geldi uyanmanın...

eski ben geri gelmeli.

alimertunal.
03.10.2010
ısparta