19 Aralık 2010 Pazar

Maske Takacaksın

Maske takacaksın
görüldüğünde
daima gülen.

Maske takacaksın
ağladığında bile
daima gülen.

Maske takacaksın
seni kırsalar bile
daima gülen.

Maske takacaksın
sevindiğinde
kahkaha atan.

Maske takacaksın
görüldüğünde
güldüren
ve saygıyla
selamlayanları
göreceksin.

Maske takacaksın
hayata
daima gülen.

10 Ekim 2010 Pazar

palyaço surat olurum

önceden konuşurdum da
arkadan başka şeyler gelirdi.
söylemediğim şeyler...
bu daha mı iyi?

bence konuşmanın sınırı var sadece
konuşmak veya susmak değildir yaşantımız...
paylaşmaktır..

konuştuğunda susmanı isterler
sustuğunda konuşmanı...

ne yaparsan tersini.
insanoğlunun saflığı budur aslında...

duruma göre hareket etmek gerekmektedir...

bir anlam çıkacak olursa:
sadece kendiniz olarak sevilmelisiniz
eğer herkese göre başka biri olacaksak.
bir palyaço surat olurum daha iyi...

a. 2010-ISPARTA

5 Ekim 2010 Salı

güzel günlerden bir gün pazar




















ikibinon yılının
ekim ayında
ilk pazar
anısına...

1.
buluşmak
sonra yürümek
ihtiyaçları almak
ve yola koyulmak

2.
bindik otobüse
koyulduk yola
tırmandık tepeye
vardık zirveye

3.
ortasındayız
yüksek yüksek
dağların

oysa
bir
dağın
tepesindeyiz

bir dağın tepesindeyiz

4.
sakinliğe ihtiyaç varmış
sohbet etmekmiş
kafa dinlendirmekmiş
gözlemlemekmiş
-amaç

5.
dürbün var elimizde
bakıyoruz etrafa
polis olmak istemiştik
küçüklüğümüzden beri
oraya buraya bakarken
izlediğimiz;
koca bir kertenkeleymiş

6.
göl deniz yoktu karşımızda
susuz bir okyanus vardı altımızda
şelale diye geldiğimiz yerde
borudan su akıyordu
az daha tepeye çıktığımızda
- serbest bir su vardı deresiz

7.
Çıkmıştık tepeye
varmıştık ya hani zirveye
daire çizildi üstümüzde
yem oluyorduk şahine

8.
konuşan konuşuyordu
haksız konuşan da yoktu
eski benler uyanmıştı

eski benler uyanmıştı

(8.1)
-İnsan,
kendi yolunu kendi belirler.
doğruyu istiyorsan aklını,
yanlışı istiyorsan vicdanı dinle-
yazmış kitabımın arasına
konuşurken

9.
Psikopat dedi bana
ne-den demişti acaba
"masum suratlı
aptal bakışlı
deli gönüllü demişti"
sanırım.

10.
hava kararmaya başlayınca
güneşin battığını hissetmek
güneş-
-karşı dağın arkasına geçince
karanlığı hissetmek

11.
artık iniyorduk aşağıya
üşümüştük oracıkta
ateş yakacaktık
...

12.
ateşi yakmıştık yolda
kısa bir süre de ısınmıştık
sonra sönmüştü ateş
ama ısınmıştık
tekrar yakmak istesek de
yanmamıştı otlar...

13.
sönen otların
küçük ateşleri
hala yanıyordu
o güzel
parlaklığıyla
oysa terk edecektik
döktüldü
oradaki toprak
biz gidince;
alevlenmesin
ormana doğru diye.

14.
en güzel günlerim
ömür boyu sürecek

15.
ve ömür bittiğinde
devam edin
güzel günlerim
hey

Ali Mert Ünal
Isparta- 05. 10.2010

(8.1)-ATASAGUN, Hakan

3 Ekim 2010 Pazar

HANİ


çizip yazdıklarım
anlatırdı birilerine
düşündüklerimi....

sonra taşardım da
haykıra haykıra
konuşurdum...

gördüklerim
ve onların düşüncelerini
gözlerim işitirdi ya...

sanırım
düşünmeyi ve
hatta görmeyi de
bırakmışım.

ve zaman geçti...

birileri bana anlatmaya başladı...

ve ben dinlemeye başladım.

ne yapıyordum bu zaman içerisinde?

susmaya başladığımdan bu yana
ne yapıyordum?
ve ne yapıyorum?

izlemeli ve konuşmalıydım...
sanırım vakti geldi uyanmanın...

eski ben geri gelmeli.

alimertunal.
03.10.2010
ısparta

24 Eylül 2010 Cuma

Sevda Annemize




Sevgi dolu günlere;

çocuk olmak,
büyümek,
sevilen biri olmak.

anne olmak

sonraaaa
anneanne olmak
nine olmak...
sevilen biri olmak

iyi ne varsa siz de var hocam...
"size de hep daha iyileri çarpsın diyeceğim"
ama daha iyisini bulmak zor.

iyi ki doğmuşsunuz, iyi ki tanımışım...
iyi ki annemiz oldunuz...
tarık''da kardeşimiz
mahomu da babamız yapmışız...
annelerinizi de ninelerimiz...

ailecek sevmişiz işte...

yeni yaşınız kutlu olsun...
sevgiyle kalına.

17 Eylül 2010 Cuma

bir gideceğin arkasından (ali ergen)

"ehh artık gidiyoruz"
diyen birilerini
uzun zamandır görmedim.

unutmuşum da gidenleri,
uzun zaman görmeyince...

kimler gitmişti acaba?

üç beş görüşmenin arkasından
daha doğru düzgün tanışmadan
ve vedalaşmadan...

şimdi sen gidiyorsun.

nereye?
nereye...
nereye gittiğini...
bilmiyorum!

gideceksen git!
ama unutturma!
unutturma!
unutturma sen
kendini unutturma...

sevgiyle kal.
a.

30 Temmuz 2010 Cuma




Arkadaşım Fatma AYTEN'nin bir yağlıboya tablosu üzerine...

Teşekkürler bu karmakarışık doğanın içindeki renkler için,
Teşekkürler bu renkli duygularında bize yer verdiğin için,
Teşekkürler bu kırmızı ile mavi ve sarı'yla bize anlatıkların için,
Teşekkürler hepimizi bu renklerde buluşturduğun için...

Sevgiyle kal.

Ali Mert Ünal

14 Temmuz 2010 Çarşamba

gidiyorum;
bir gün daha eskişehire.
bir yaşanmışlık hikayesi daha yazmaya...

çiçekleri dinlemeye,
sesleri koklamaya...

4 yılın içinde yazdığımız hikaye gibi
bir günün arkasından
istanbula trenle yol hikayesi yazmaya...

kaybolup gülmeye,
banliyö, tramvay binip gezmeye...

tekrar eskişehire gelinecek
ve etrafın tadına bakılacak

bir balaban köfte ber posta'da tavuklu konfor
tatmaya...

30 Nisan 2010 Cuma

diken çiçek



diken çiçek
daha açacak

diken çiçek
mor açacak

diken çiçek
dikenin sivri ucu batacak
dokunulamayacak

dokunulmayacak

diken çiçeğime
kelebek konacak

diken çiçeğim
daha çok çekilecek

diken çiçekciğim
makinalara gülümseyecek

diken çiçekciğim
rengarenk küpesiyle
gülümseyecek

bir tane dikenimmmm

--

neydi ne oldu türkü oldu bu diken sonra o çiçek.... kimseye zararı yok ama ona dokunan zarar görür:)

4 Nisan 2010 Pazar

tepede...
bağırıyor her yöne

duyan yok;
gibi gözüküyor

aslında anlayan yok
söylediklerini

bir an
söylemek istediklerini
anlatamadığını
anladım.

o an
yorulduğunu hissettim
ve nefessiz kaldığını

nefes alacak gücü kalmadığını

etrafa bakındı
yavaşca

gökte bir canlı
ucuyor ve ötüyordu

o da onu anlamıyordu
şüphesiz

sonra bir esinti belirdi

kendi kendine salanıyordu.

durdu
uzandı yere
yavaşca

bakındı gök yüzüne
anlamıştı;
tepede uçan canlının
martı olmdğını
bir şahindi o.

korkudan;
başı dönmüştü
oysa.

korkudan,
ve yem olmaktan.

sesler git gide
yükseliyordu,
anlamıştı;
daha çok yaklaştığını

nefesleri iyice azaldı.
kanı donmuştu sanki

rüya mıydı acaba hissettikleri.

rüya görülmeden
hissedilebilir miydi?

sesler beyninde yankılanıyordu:
kulaklarını kapattı;
ama hala duyuyordu.

delirmişti biraz
hissedebiliyordum;
en azından öyle düşünüyordu.

ama göremiyordu hiç birşey

görmüyor muydu acaba.

evet evet görmüyordu.

yanına gittim
seslendim.

sarıldı bana
büyük bir mutlulukla

ben de ona sarıldım

beni de görmüyordu;
ama alıyordu;
ter kokumu...

oysa kendi kokusuydu o
o da sırılsıklam olmuştu
çünkü...

ya da onun düşüncesi içinde
ben aslında yoktum.
(....)

23 Mart 2010 Salı

sanat

Sanat hiç alkol almadan kendinden geçmektir.
Hem günah değildir, sevaptır;
iyilikleri öyle bir sanatla yorumlarız ki
herkes örnek alır,
kötülükleri öyle bir sanatla gösteririz ki
herkes ders alır.

24.03.2010,Isparta
alimertunal

beyaz sayfalarım

ben,
yaptıklarım,
gördüklerim,
hayatım
beyaz sayfa mıdır?



üstüne siyahlar katıp
içine tüm renkleri sığdırabildiğim;
hayat,
ben
ve çevrem
ve hayatım
renklenip siyahlaşan
ve....
ardından
beyazlaşmak mıdır?


beyaz sayfanın içine
tüm "ben"i yazaıp çizemde
sığar mı
o binlerce beyaz sayfaların içine?

beyaz sayfaları
doldurduğum için kararır da
geri dönüşüm kutusuna atılmış gibi
tekrar manalaşabilir mi
o geri dönen beyaz sayfalarla?

peki ne kadar doldurabilirim ki ben bu sayfaları...
deliye dönmeden?

peki sırf beyaz kalsın diye boş bıraksam
o hayatımın beyaz sayfacıklarını
ne kadar gelişebilirim ben oturduğum yerde...

24.03.2010, Isparta
aimertunal

2 Ocak 2010 Cumartesi

bir tekerlemece

tunç tunç tunç birader
kimlerdensin sen bilader
yollar seni milyarder
anadolu satar nesi heryerden