4 Nisan 2010 Pazar

tepede...
bağırıyor her yöne

duyan yok;
gibi gözüküyor

aslında anlayan yok
söylediklerini

bir an
söylemek istediklerini
anlatamadığını
anladım.

o an
yorulduğunu hissettim
ve nefessiz kaldığını

nefes alacak gücü kalmadığını

etrafa bakındı
yavaşca

gökte bir canlı
ucuyor ve ötüyordu

o da onu anlamıyordu
şüphesiz

sonra bir esinti belirdi

kendi kendine salanıyordu.

durdu
uzandı yere
yavaşca

bakındı gök yüzüne
anlamıştı;
tepede uçan canlının
martı olmdğını
bir şahindi o.

korkudan;
başı dönmüştü
oysa.

korkudan,
ve yem olmaktan.

sesler git gide
yükseliyordu,
anlamıştı;
daha çok yaklaştığını

nefesleri iyice azaldı.
kanı donmuştu sanki

rüya mıydı acaba hissettikleri.

rüya görülmeden
hissedilebilir miydi?

sesler beyninde yankılanıyordu:
kulaklarını kapattı;
ama hala duyuyordu.

delirmişti biraz
hissedebiliyordum;
en azından öyle düşünüyordu.

ama göremiyordu hiç birşey

görmüyor muydu acaba.

evet evet görmüyordu.

yanına gittim
seslendim.

sarıldı bana
büyük bir mutlulukla

ben de ona sarıldım

beni de görmüyordu;
ama alıyordu;
ter kokumu...

oysa kendi kokusuydu o
o da sırılsıklam olmuştu
çünkü...

ya da onun düşüncesi içinde
ben aslında yoktum.
(....)

Hiç yorum yok: