14 Temmuz 2008 Pazartesi

bedenimden çıkan ilk sesler

yerde kıvranıyorum
daha emekleyeceğim

yerçekimi
beni yere yapıştırmış
her yerimden,
daha oynayamıyorum.

sıkılıyorum,
hareket etmek istiyorum
ilk önce anlatmaya çalışıyorum.

a...
o....

a...oo..
aaaovv

olmadı,
anlatamadım

ve inatla
sağ elimi
atmaya çalışıyorum
yukarıya doğru,
atıyorum, düşüyor.

düşen elime
daha da
yükleniyorum
uçuyor
ve gene düşüyor.

olmadı

sol elime yükleniyorum
atıyorum o da düşüyor.

atıyorum
atıyorum
ve artık sallanıyorum
tak tak
sesler
tak tak tak
oluyor


o an ayaklarımı hissediyorum
ayağım zıplamaya başlıyor.
düşüyor
zıplıyor düşüyor
bum bum
sesler
bum bum bum
oluyor

sağ el ile
sağ ayağı
öyle bir fırlatıyorum ki
takla atıyorum
tak bum
diye bir ses

artık
başlıyorum alışmaya
bir daha takla atıyorum
tak bum gene

düşen ellerle
düşen ayaklarla
takla atmakla
tak
bum
tak
bum

takbumtakbum

alimertunal
15-Temmuz-2008
00-45

(Tugay Başar'la Kaz Dağları'nın arasında KeKeÇa -KEndin KEndini ÇAl- çalışmalarından esinlenerek yola çıkan şiir)
ve devam edecek.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

"sese-yolaçan-hareket"in bedenimdeki yolculuğu ne zaman başladı? Çok da bilmek istemiyorum artık.. Uzun zaman olmuştur, uzun, eski, pırıl pırıl eski bir zamanda, kayıtlarımda yokmuş gözüken bir zamanda, kaynaktan kana kana sular içebildiğim zamanlarda başlamıştır.
Şimdi, o zamanlardan diklemesine dalışlarla geçe geçe koca bir hasır sepet gibi örülüyor hayat. Geçmiş denen sürekli gelen geçen geçmeyen, hasır yayıntılar dibine doğru ilmeklenen zamanımın..

Tugay